Hüznün tüyleri dökülür, lirik bakar kedilerin camdan gözleri
Çocukluğumun kelimeleriyle şımartsam da gurbet gibi bakarla
Kedilerde gördüğüm keder üşümüş sokaklar ve akşam kokuyor
Peşime takılır tenha bir şiirden atılmış masum yazlar ikindisi
Güz yüzlü bir kediniz olsun boşluğunuza tutunan, kalbinize taşınan
Odalar birbirinin rüyasına karışsın, gülümsesin saflığın elleri
Kediler kasabasında çözülür yalnızlığın masaldan ipleri
Kardeşliğin cömert bahçesinden pınar olur dostun gönlüne akarız
Bir zarf gibi yırtılmasın kalbimiz, çıkarın beni mektubun içinden
Kedilerin düşleriyle yıkansın şu yaralı ruhumdaki sessiz mavi
Kayıp hatıralar gölgesinden dile sığmayan bir hakikat geçiyor
Başkalarının kedileri de komşum olur, gözlerimizle mırıldanırız
Kedim kendisini evin uysal şiiri sanıyor, şiirin aklı kısa tırnakları uzun
Kedim kendisini bilge sanıyor sokakların ve aşkın ısrarla özlediği
Mevsimlerin kumunu karıştırma, içinden sabah sesli biri kedi çıkar
Kediler kadar yalnızım mor düşlerimden kuşlu parklar havalanır
Hayallerimin toprağını eşele, ahşap kalbimi tırmala, kımıldasın her şey
Çünkü bir kedi kadar gövdesi var kırılmış ve yorgun heveslerin
Kedi mağrur, şehir zalim, nar küskün, kağıt paslı, hayat maskara olmuş
Bu yüzden mi şiirin üzerine kül yağdırıyorlar, hızla eskiyor kelimeler
|