Ölmüş iki ev kedisinin unutulmasıdır kıyıdaki hayatım
Her görüşmenin bir ayrılık olduğu demleri yaşıyorum.
Biz beş kardeştik diye söz alacak oldu ölü kedilerden birisi
İkimiz kendi yurdunda kalırken üçümüz gurbete düştük.
Sesin şarkıya durmasıdır belki de kedi ağıtları: Da-yı-çi
Öteki de Osman'dı ben uzaklardayken yitiklere karışan.
Kediler çoğalır ve sen bir mahallenin kabadayısı olursun
Ankara'dan Aydın'a uzanan kara bela, destanın böyledir!
İnsanın yittiği yerde o vardı, Sarı Zeybek, hiç efe olamadı
Kendine küsmüş bir soylu yaratık olarak kaldı gurbetlerde.
Sonra topal koşma, Aksak Timur, Minik ve öksüz bakışlı
Üç kız kardeşin ağlatısı evlere kapatılan sarışın kapatmalar.
Ver elini Avrupa, adı bile olmayan bir enikti gri beyaz göğsü
Şimdi sürüyor yolculuk Miu'nun sesiyle tanrıça: Bastet!
Hayat bir şenliktir göçmen kızı Pembenin göz renginde
Mızmız bir çağırmadır çoğu kez Miminin miyavlaması
Zeliş damlarda uzaklaştı nicedir sıkıntı ve telaş içinde
Göç, kedilere yakılmış sonu bilinmeyen şarkımız olacak.
Bir öyküye sığar mı dört ayaklı sokak yaşamları çocuklar
Kendi hayatını yaşadı, kahveye giderdi her öğlende Osman
Semiha Teyze'nin bakışları arasında yamak sonrası çaylar
Unutulmuş kediler bahçesi olarak kalacak ardımızda bu ev!
Her görüşmenin son bir ayrılık olduğu demleri yaşıyorum
Ölmüş iki kardeş kedinin unutulmasına benziyor hayatım...
|